Bir Sayfa Seçin

Son zamanlarda sıkça duyduğumuz bir kavramı ele almak istedim, sosyal girişimler. Kulağa hoş gelen, içimizdeki insanlık duygularına dokunan, toplumsal fayda temelli girişimlere sosyal girişim diyoruz. Başkaca ve detaylı anlamları olabilir, basit bir dille ifade etmek istedim. Sosyal girişimleri dinlediğimizde/okuduğumuzda duygulanıyor, “yürü be, kim tutar seni” ya da “helal olsun, biz yapamadık, yapanları destekleyelim” moduna giriyoruz. Taşın altına herkes mi elini koymalı, yoksa bu devran böyle mi gitmeli sizce? Ya da başka bir yol olsa, nasıl olmalı? Bu soruların cevapları üzerinde duracağım.

Sosyal girişimlerin albenisi kadar zahmeti de çoktur, ters orantılı olarak elde edilen kazanç düşüktür. Sosyal girişimlerden kazanç elde edilmeli mi sorusuna Çağrı kardeşim bir cevap aramış, okumanızı tavsiye ederim, Sosyal Girişimden Para Kazanmak. Bu aşamada, amacınızı sorgulamanızı tavsiye ediyorum. Sizi hayata bağlayan amaç nedir? Bu amaca bir sosyal girişim ile mi hizmet edebilirsiniz, yoksa normal bir girişim üzerinden mi? Cevabınız “sosyal girişim” olursa, hayatın gerçeklerini de göz ardı etmemeniz gerekiyor. Yaşınız ilerledikçe sorumluluklarınız artıyor, bakmakla yükümlü olduğunuz kişiler hayatınıza dahil olabiliyor ya da halihazırda hayatınızdaki kişilere bakma yükümlülüğü size kalabiliyor.

Hayatın bin bir türlü halini göz önüne aldığımızda, çok müstesna bir hayat yaşamayacaksak, kendimizi sosyal girişimlere adamak, beklediğimiz kadar anlam ifade etmiyor. Sosyal girişimlerin temelinde toplumsal fayda yatıyor. Bu amaca, her bir girişim üzerinden hizmet edebilirsiniz, bunu fark etmelisiniz. Çoğu zaman atladığımız nokta, burası oluyor. Hayatımızı bir amaç etrafında değil, hedef doğrultusunda şekillendiriyoruz, fikirlerimize aşık oluyor, bırakmak istemiyoruz.

Bir de işin bencillik boyutu devreye giriyor ki, asıl amacımızla çelişiyoruz. Eğer gerçekten toplumsal faydayı amaçlıyorsak, bunu sizin ya da başkasının yapmasının ne önemi var? Sosyal girişim fikrinizi siz yapamadığınız halde, yapmak isteyen birilerine ver(e)miyorsanız, toplumsal faydayı PR için kullanan bencil bir kişi olursunuz.

Samimi olalım, hayatımızın her anında toplumsal faydayı gözeterek mi yaşıyoruz? Önce gerçekten amacımızın toplumsal fayda olup olmadığını sorgulayalım. Eğer bu amaca hizmet edeceksek, uzaklara gitmeden, hemen şimdi bir şeyler yapmaya başlayabilirsiniz. Yolda giderken görmüş olduğunuz bir taşı kenara çekmek bu amaca hizmet ederken, toplu taşıma araçlarıyla gidilebilecek bir mesafeye tek başınıza aracınızla gitmek, amacınızla çelişir. Tek başınıza bindiğiniz aracınızın tükettiği yakıt, egzozdan çıkan CO2 salınımı, trafik oluşturmak ve daha birçok konuda topluma zarar veriyor olacaksınız.

Abarttığımı düşünebilirsiniz. “Dünyayı değiştirmek isteyen adam, önce kendini değiştirmeli.” deriz ya, klişe olarak değerlendirmeyin, bu ifadeyi anlamaya ve hayatımıza tatbik etmeye çalışalım. 5-6 yaşlarında çocuktum, bir hayalim vardı, şimdiki gibi net hatırlıyorum: İnsanlığa hizmet eden bir şeyler icat etmek. Bu hayalimden bugüne kadar hiç vazgeçmedim, sadece bunu bir hayalden öte amaca dönüştürdüm, insanlığa faydalı olmak üzere hayatımı şekillendirmeye başladım.

Bir amacınız olduğunda, araçların değişmesi sizi yormuyor, üzmüyor, kısa sürede adapte olabiliyorsunuz. Her işimde insanlığa faydalı olmak üzere çalışmalar yaptım, ürettiğim projelerin temelinde bu amaç oldu ve bundan sonra da böyle olmasını umut ediyorum.

Share This