Bir Sayfa Seçin

Başlıkta tek bir firma ismi vermek doğru olmazdı, bu sebeple onlar diye genelledim. Onlar diye kastettiğim firmalar, Google, Facebook, Twitter gibi büyük ve kullanıcılarının davranışlarını izleyebilen şirketler. Bu şirketler, bizim yerimize her şeyi düşünebilir mi? sorusunu ele alacağım.

Böyle bir soru, geçtiğimiz günlerde Facebook’un “dislike” butonuyla ilgili bir habere gelen yorum sonucu aklıma düştü. Kullanıcılardan birisinin “Facebook her şeyi düşünür” ifadesine itirazımı birkaç cümle ile açıklamıştım, bir blog yazısıyla biraz daha derine inebileceğimi fark ettim.

Bu tarz firmalar, davranış analizleri üzerinde yoğun çalışmalar yapıyorlar, kullanıcıların bir sonraki davranışlarını tahmin edecek kadar doğru sonuçlar elde edebiliyorlar. Bu analizler, her zaman %100 doğru sonuç vermese de, şirketin büyük adımlarına yön vermede etkili olabiliyor. Yani Facebook, tam anlamıyla izleyebildiği kullanıcının bir sonraki davranışını tahmin etmedeki başarısını, yeni bir özelliğini devreye almadan önce kullanıyor.

Bu analizlerin doğruluk oranları ise, kullanıcının ne kadar verisini paylaştığı ve bu verilerin doğruluk oranı etkiliyor. Facebook Login, Like Butonları, Facebook Home vb. araçları ise, kullanıcı davranışlarını yalnızca kendi platformunda değil, kullanıcının attığı her adımı izleyebilmek adına kullanıyor.

Bu kadar analiz sonrasında bile kullanıcıların hoşuna gitmeyen özelliklerin varlığının birkaç sebebi ise;

  • Davranışı tahmin edilmeye çalışılan varlığın insan olması ve ruh halinin her an değişebilirliği,
  • Daha farklı veriler toplayabilmek için güç ile alışkanlık kazandırma çalışması,
  • Özellik pazarlaması..

diyebilirim. Aklınıza gelen başka bir madde olursa, yorum ile ekleyebilirsiniz. İsterseniz, bu maddeler üzerinde biraz konuşalım.

İnsan Faktörü

Yıllanmış evliliklerde bile eşlerin birbirini tam olarak tanımaması, davranışını tahmin edememesi gibi durumlarla karşılaşıyoruz. Önceki davranışlarından yola çıkarak, yapacağı yeni davranışların hepsini bir sistemin tahmin etmesini beklemek komik olur sanırım. Gündemin dahi kullanıcı alışkanlıklarında etkisi olduğunu düşündüğümüzde, bu durumu normal karşılamalıyız. Bu tahminler geliştirilebilir fakat hiçbir zaman %100 verimli sonuca ulaşılamaz. Çok büyük bir söz gibi gelebilir, bir zaman sonra gaf haline de dönüşebilir diye düşünenler olabilir, sözümün arkasındayım. 🙂

Güç İle Kullanıcı Alışkanlığı Edindirme

Facebook, Google gibi platformlar, kullanıcılarla o kadar güçlü bağ kuruyorlar ki, “vazgeçilmezlik” gücünü elde edebiliyorlar. Bu gücü ise kanaat önderliği(!) yapmak için kullanıyorlar. Bir özellik sunuyorlar ve kullanıcıların bu özelliği zorunlu olarak kullanmasını sağlıyorlar, bir zaman sonra bu davranış alışkanlık haline geldiğinde, amaçları yerine geliyor. Buradaki amaç, daha fazla ve farklı kullanıcı verisi toplayabilmek oluyor. Her zaman kesin başarı elde edilemiyor belki ama, genelleme yapacak kadar çok büyük bir oranda başarı elde ediyorlar.

Özellik Pazarlaması

Henüz güç elde etmeden pazarlanan özelliklere de değinmek gerekir. Örneğin Facebook, henüz güç haline gelmeden Like kavramını öne sürdü. Aşama aşama bu özellik pazarlandı ve şu anda artık vazgeçilmezimiz oldu. Buna benzer bir özelliği Google +1 ile denedi, forumlardan kullanıcı alışkanlığı olduğunu düşündüğümüz bu özellik, beklenilen düzeyde etkili olmadı. Belki ilerleyen zamanlarda etkisi artacaktır, net bir şey söylemek için henüz erken.

Bu kadar şeyden sonra çıkaracağımız sonuç, analiz edecek kadar büyük bir veri varsa, kullanıcıların davranışları tahmin edilebilir. Ama bu demek değildir ki, büyükler her şeyi bilir. Ki, yapılan hatalı tahminler, geri adımlar attırabilir. Belki de en çok kullanıcı verisini elinde bulunduran Google’nin sosyal ağ denemelerindeki başarısızlık, bu teorimizi destekler niteliktedir.

Share This