Bir Sayfa Seçin

Belki de her girişimcinin hayali, girişiminin dünyaya açılması diyebiliriz. Bir ihtiyaç tespiti sonrasında, bu ihtiyacın dünyanın her yerinde ihtiyaç olduğunu sanabilirsiniz. Doğru olabilir fakat muhtemelen yanlıştır. Bu kadar karamsar bir ifade kullanma sebebim, kültür farklılıklarına bağlı olarak alışkanlıkların da farklı olmasından kaynaklanıyor. Dünyaya açılmak, kulağa güzel geldiği kadar avantaj içermiyor olabilir. Bu hayalinizi gerçekleştirmek için aceleci davranmayıp, iyi bir durum analizi ve pazar araştırması yapmanız gerekir.

İyi bir pazar araştırması sonucu, doğru hedef kitleyi bulduğunuza inandığınızda yatırım yapabilirsiniz. Eğer, çok iyi bir pazarlama bütçeniz yoksa ya da yurt dışı pazarlarda ürününüze/hizmetinize “açlık” derecesinde ihtiyaç yoksa, yapacağınız yurt dışı açılımları başarılı olması pek mümkün olmaz. Hiç olumlu sonuç elde edemezsiniz demiyorum, attığınız taş, ürküttüğünüz kuşa değmez.

Yazımın devamında, “Girişimlerimizi yerel mi yoksa global mi konumlandırmalıyız?” sorusuna cevap arayacağım.

Hedefi büyük tutmak güzeldir, bir projenin global konumlandırılması, hem girişim ve girişimci için, hem de ülkemiz için elbette faydalı olur. Fakat bu girişimler, yeterli bütçelerle doğru pazarlarda konumlandırılmazsa, harcanan emek, zaman ve bütçenin zayi olduğunu fark ettiğimizde iş işten geçmiş olabilir.

Bir girişimi global pazarda konumlandırmak için gerekli olanlar nelerdir?

  • Güçlü verilere sahip bir pazar araştırması
  • Hedef pazardaki kullanıcı alışkanlıkları analizi
  • Hedef pazardaki somut ya da soyut engellerin tespiti ve çözümleri
  • İyi derece bir reklam/pazarlama bütçesi
  • Destek sunabilecek düzeyde yabancı dil bilen personeller
  • Olağanüstü haller için pazardan çıkış stratejisi

Maddeler ciddi derece artabilir, aklıma gelen en önemli maddeleri listeledim. Bunların hepsini ya da en azından çoğunu karşılayamıyorsanız, girişiminizi global değil, yerel konumlandırmak sizin için daha avantajlı olabilir. Bir girişimin yalnızca konumlandırılması değil, sürdürülebilirliği ve sıfırdan büyük bir değerde ivmeyle büyümesi beklenir. Yukarıdaki maddelerin çoğunluğunu karşılayamadığınız takdirde, sürdürülebilirlik ya da büyüme gibi kavramlardan bahsedemeyiz.

Yerel pazar fırsatlarını göz ardı etmemeli

“Komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür.” atasözünde olduğu gibi, yerel pazarımızı beğenmiyor, global pazarları hedefliyoruz. Atladığımız önemli nokta, sürekli gelişen ve yatırımcıların dikkatini çeken bir pazara sahibiz. Yerli girişimlerimiz, belirli bir eşik değerine ulaştığında, yabancı yatırımcılar için bulunmaz bir değer haline gelebiliyor, yakın zamanda yatırım alan ya da satılan girişimlerimiz oldu, örnek olarak bu girişimleri düşünebilirsiniz.

Hatta bazı yabancı girişimciler/yatırımcılar, bizi daha iyi analiz edip, bize özel projeler sunmaya çalışıyorlar. “Bize özel” sunulan özelliklerin bizim gönlümüze hitap ettiğini fark etmiş olmalılar. Gerçi “bize özel” ifadesini kullanmamalıydım belki de, çünkü içi bir hayli boşaltıldı. Yabancı girişimcilerin/yatırımcıların gözünden konuştuğumdan dolayı bir mahzur görmedim.

Yerel pazarlarda, yerli dinamikleri çok iyi bilmeli, doğru analiz etmeliyiz. Eğer bunu başarabilirsek, dilediğimiz pazarda başarılı olabiliriz. Yaptığımız hata, içi boşaltılan “bize özel” kavramı gibi, girişimimizi “herkese özel” halde sunmaya çalışıyoruz. “Kurumsallık” diye bir kavramı, duyduğumuz gibi uygulamaya çalışıyor, katı kurallı sınırlar çizip, pazarlara özel uygulamalar geliştiremiyoruz.

Ülkemizde, bize özel bir projeyi hayata geçirip, ihtiyaçlara cevap vermek, diğer ülkelere göre biraz daha riskli oluyor. Yerli girişimlere olan güven probleminden, sürdürülebilirliğine inanmamaya kadar birçok etken, girişimlerin gidişatını olumsuz etkiliyor. Bu etkenler de yoktan yere çıkmadı elbette. Ölçeklenebilirlik, sürdürülebilirlik, bütçelendirme ve en önemlisi sabır, girişimcilerimizin heybelerinde çoğu zaman olmayan kavramlar. Bunların eksikliği ise, doğal olarak olumsuz sonuçları beraberinde getiriyor. Sadece olumsuz sonuçlar olsa, yine iyi diyebilirsiniz. Bunların eksikliğinin farkına varamayan birçok gencimiz, girişimciliğe küsüp, standart bir hayata dönüşü seçiyor.

Eskiden olsa, herkesin her an girişimci olmasını desteklerdim fakat zaman ve tecrübelerim, bu davranışımın doğru olmadığını gösterdi. Kolunda standart ve hatta ekstra altın bilezikler olmayan toy girişimcilere tavsiyem, önce testinizi doldurmalısınız. Bu süreçte denemekten geri durmayın, küçük oynayın, küçük batın. Testiniz dolduğunda, denemeleriniz sonucunda elde ettiğiniz tecrübelerle, nice başarılı girişimlerin girişimcileri sizler olabilirsiniz.

Share This