Bir Sayfa Seçin
Ertelemek: Bir Kaçış Noktası

Ertelemek: Bir Kaçış Noktası

Blog yazmayalı uzun süre oldu. Yazmayı özledim, içimdekileri sizlerle paylaşmayı özledim fakat ertelemenin kurbanı oldum. Günlük olmasa da yine periyodik bir süreçte sizlerle birlikte olmayı planlıyorum. Detayları daha sonra paylaşacağım.

Blog yazmanın boşluğunu, durum404‘te radyo yayını ile gidermeye başlamıştım fakat bardaktan taşanlar için buraya geldim. Radyo yayını derken; her hafta Pazar günü 21.00’de, Enver Çağrı Yıldırım ile spreaker.com üzerinden 45 dakikalık bir canlı yayın yapıyoruz. Bilgimiz, birikimlerimiz, gözlemlerimiz ve muhabbetimizle kendi kafamızı açmaya çalışıyoruz, sizlere de katkısı olursa ne mutlu bize. Eski yayınlarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Erteleme ile ilgili birçok şey konuştuk, onlardan bazılarını ve başka eklemek istediklerimi buraya aktarmaya çalışacağım. Erteleme yayınını buradan dinleyebilirsiniz. (daha&helliip;)

Yarınlara Yatırım Yapan Marka Olabilmek

Yarınlara Yatırım Yapan Marka Olabilmek

Öncelikle, blog yazmaya çok fazla ara verdiğim için sizlerin anlayışına sığınıyorum. 15 Temmuz sürecinde yaşadıklarım(ız)dan bir kesit olarak 15 Temmuz ve Dijital başlıklı yazımda bahsetmiştim. Sonrasındaki süreçlerimizde de olağanüstü durumlar devam etmesi ve kişisel projelerim/girişimlerim nedeniyle blog yazmaya ara vermiştim. Tekrar sahalara döndüm diyemiyorum ama en azından bir parça da olsa bilgi ve deneyimlerimi paylaşmaya devam edeceğim.

Yıllar önce, hedef kitlesi B+ gelir segmentine sahip müşteriler olan bir markanın marka/sosyal medya çalışmalarını dinlemiştim. O günden bugüne kadar markalarımız tarafından bir arpa boyu yol alamadığımızı görmek gerçekten çok üzücü. Hikayenin özünde, o günün şartlarında gelir düzeyi olarak hiçbir şekilde hedef kitlesi olmayan “öğrencilere” yönelik, sosyal medyada oluşturulan bir karakterle birlikte çalışma yürütülmesi ve bu çalışmanın gerekçesinin ise, gelir segmenti değişebilecek olan bu kişilerin potansiyel müşteri olması, potansiyel müşterilerle bugünden bağ kurmak olmasıydı. Bu vizyona ve yürütülen çalışmaya hayran olmuştum, sonra markalarımızla ilgili hayaller kurmuştum.

Bugün Türkiye Finans Bankası ile yaşadığım deneyim ve eş zamanlı bir gözlemim ise, günü kurtarmak deyimini ve yarınlara yatırımın nasıl yapılamayacağını gösterdi. Yıllar geçmiş olsa da vizyonlarına yeni şeyler katamayan markalarımız, gerçekten yarınları görebilecek mi? diye düşünmeden edemedim. Detaylarına girmeyeceğim fakat genel hatlarıyla bir çerçeve çizeceğim. (daha&helliip;)

15 Temmuz ve Dijital

15 Temmuz ve Dijital

15 Temmuz’u, yaşananları, hissettiklerimizi ve dahasını anlatmayacağım. Zaten çok fazla şey okuduk, gördük, izledik, duyduk, hissettik. Gündeme dair bir parça dijitalden bahsetmek istiyorum, o kadar.

Yeni medya yayıncılığı, belki de ilk defa gelenekselin güvenilirliğine yaklaştı. TRT’de bildiri yayınlanırken, dijital hesaplardan teyit beklendi, sorgulamalar yapıldı. TRT sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlar, yayınlanan korsan bildiriye gölge düşürmeyi başardı. Sonraki aşamada ise dijital yayınlar devreye girdi ve güvenilirlik konusunda geleneksel yayıncılığın önüne geçti. Kanalların Youtube yayınları ve kullanıcıların kişisel canlı yayınları, köklü geleneksel yayın kuruluşlarını geride bıraktı. İletişim çağında, iletişim araçlarını aktif kullanan bir ülkede bir darbenin gerçekleşebileceği ihtimal bile vermiyordum, düşündüğüm gibi de oldu ve çok şükür netice elde edemediler. Cumhurbaşkanımızın ve diğer bakanların da iletişim araçlarını aktif olarak kullanması, sürecin seyrini büyük oranda etkiledi.

Yeni medya yayıncılığında güvenilirlik problemi, manipülasyonların hızlı yayılımından kaynaklanıyor. Okuduğumuz/gördüğümüz şeylere sorgulamadan inanmak da bu süreci besliyor. Toplum olarak sağduyu ile hareket ettiğimizde, manipüle edilmiş yalan haberlerin yayılımına dur diyebildiğimizi fakat bunu bilinçli bir şekilde değil de, el yordamıyla yaptığımıza şahit olduk. Bu alanda bilinçlendirme çalışmalarının yapılması gerektiğini ve tedbirler alınması gerektiğini gördük.

FaceTime nedir diye sorsak, cevaplayabilecek kişi sayısı oldukça az iken, süreçte aktif bir şekilde kullanılması, yeni uygulamalara hızlı adapte olduğumuzu ve dijital çözüm reflekslerimizin bir hayli iyi olduğunu fark ettik.

Her soruna çözümü dijitalde aradığımızı ise, 15 Temmuz gecesi en çok aranan kelime öbeğinin “tank nasıl durdurulur” olmasından anlayabiliriz. Ve Google’nin hayatımızda nasıl bir yer ettiğini de görebiliriz.

Darbeci grubun dijitaldeki bilgilerinin yeterli olmadığını, Telegram gibi daha güvenli uygulamalar varken Whatsapp tercih ettiklerini öğrendik. Şükür ki daha iyi bilmiyorlardı, toplum olarak süreci yönetmemiz daha zor olabilirdi.

Ve kritik tespitlerimden birisi de, neredeyse hiçbir B planımızın olmaması diyebilirim. Geleneksel bir yayın durdurulursa ya da ele geçirilirse, dijital yayınlar ile nasıl devam ederiz, olumsuz yayınların yayılmasını nasıl önleriz? gibi sorulara karşı maalesef cevaplarımız hazır değildi. Yine doğaçlama çözümlerle ilerledik, bireysel yayıncılıkla süreci idare etmeye çalıştık, dijital yayınların devreye girmesi beklenenden uzun sürdü. Hızlı çözüm üretebilmemiz, kıvrak zekamızı gösteriyor fakat tedbirler almamız gerektiğini gördük. Darbe teşebbüsü değil de doğal afetler de olabilirdi, yine benzer bir süreç yaşardık diye düşünüyorum.

Son olarak, mecraların kullanım oranlarının değerleriyle doğru orantılı olmadığını gördük. Snapchat ve Instagram, Twitter ve Facebook’a göre aktif kullanıcı sayılarıyla bir hayli öne geçmişlerdi. 15 Temmuz gecesi ve sonrasında ise bu oranlar tersine döndü ve hatta Snapchat ve Instagram’ın esamesi okunmadı. Mecralar, kullanım alanı ve zamanlamaya/gündeme göre aktif kullanıcı ediniyorlarmış, bunu tecrübe etmiş olduk. Daha çok kullanım, daha çok değer anlamını taşımıyormuş.

Selçuk Üniversitesi’ndeydim! | Yeni Medyada İş Fırsatları

Selçuk Üniversitesi’ndeydim! | Yeni Medyada İş Fırsatları

Vurmayın, tamam. Her gün düzenli olarak blog yazıyordum. Bir süredir uzak kaldım blogumdan, sizlerden… Yaklaşık 6 aylık bir süre günlük olarak blog yazmaya gayret ettim, bunu önceki yazılarımda birkaç defa dile getirdim. Benim için bir proje niteliği taşıyan bu süreç sona erdi. Bu süreçte çok şey öğrendim, büyük kazanımlar elde ettim. Artık aynı sıklıkta yazmayacağım, belki daha az fakat daha güçlü içerikler üretmeye çalışacağım. Ayrıca, TRT Yeni Medya Blogu’nu açtık, burada yoksam, oraya bakın.

Bu yazımın konusu, benim hikayemden bir parça içeriyor. Çevre Mühendisliği’ni bıraktığım üniversiteme yani Selçuk Üniversitesi’ne eğitici sıfatıyla gittim. Değerli hocalarımın karşısında “eğitmen” değil de, deneyimlerini paylaşan birisi olarak görüyorum kendimi. Konu sosyal medya olunca, dinleyici arkadaşların da -çoğu- İletişim Fakültesi öğrencileriydi. Birçok aksaklıkla boğuşmak zorunda kaldım fakat pırıl pırıl gençlerle iletişim kurabilmek, her şeye değerdi.

Çok şey anlattım fakat daha çok şey öğrendim. Her bir soru beni yönlendirdi, her bakış bana enerji verdi. Yaptığım sunumdan birkaç parçayı buraya alıp sizlerle paylaşmak istedim. (daha&helliip;)

İstatistikleri Yorumlayabilmek

İstatistikleri Yorumlayabilmek

İstatistik, rakamlarla yalan söyleme sanatıdır. Bunu ben söylemiyorum, vakti zamanında birisi söylemiş, anonim olarak bugünlere ulaşmış ve sözün altına imzamı atıyorum. Gerçek verilere dayanan istatistikleri okumayı bilmiyorsanız, gerçeküstü sonuçların varlığına inanmanız çok kolay olur. Tersi durumu düşündüğümüzde, kimsenin göremediği açılardan durumu analiz edebilir, çıkarımlar yapabilirsiniz. Bu durumla ilgili geçtiğimiz günlerde yaşadığım bir olaydan bahsetmek istiyorum. (daha&helliip;)

Toplam 21 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...1020...Son »