Bir Sayfa Seçin
Sosyal Medya Notlarım

Sosyal Medya Notlarım

Bir sunum öncesinde yazdığım bazı notları paylaşmak istedim, istifade edileceğini umuyorum.

Mükemmeliyetçilik Kaçınmalı

Yüksek bir hedef belirleyebilirsiniz, fakat bu hedefe bir anda ulaşmak istemeniz halinde, oksijen yetmezliğine maruz kalabilirsiniz.
Nasıl ki dağcılar, zirveye olan yolculuklarında rakıma bağlı olarak artan basınca alışmaya çalışırlar, sizin de mecraya ve hedef kitlenizin sizi mecradaki konumunuza alışması için zaman tanımalısınız.

Mecra dinamiklerini hissettikçe refleksleriniz gelişecek, siz geliştikçe fırsatların kapıları da aralanacaktır.

Hedefiniz Kendinizi Geçmek Olmalı

Rakiplerinizin doğru ve yanlışlarını analiz edip ders çıkarmak, ilerlediğiniz yolda size kolaylıklar sunabilir. Buradaki kritik
nokta, hedefinizin rakibinizi geçmek değil, her gün kendinizi bir adım daha
ileriye götürmek olmalıdır. Aksi takdirde, hep rakibinizi geçmek üzere çalışır durumda olarak kalırsınız.

Takibi Bırakan Kullanıcıları Tespit/Analiz

Sosyal profilleriniz geliştikçe, sizi takip etmeyi bırakan kullanıcılar da olacaktır. Duygusal yaklaşıp, alınganlığa yer vermeyin. Bu konudaki istatistik bilgilerini dikkatlice inceleyin, hangi kullanıcı, ne zaman
takibi bırakmış? gibi bilgilerden yola çıkarak “niçin” takibi bıraktığını tahmin etmeye çalışabilirsiniz. Bu tahminleriniz, benzer
kullanıcıların sizden uzaklaşmasını önlemek amacıyla tedbir almaya yönlendirebileceği gibi, normal karşılayıp yolunuza devam etmenizi de sağlayabilir.

Hedef Kitlenizin Ayağına Gidin

Rekabetin yüksek olduğu dijital dünyada, hedef kitlenizin sizi bulmasını beklemeyin. Siz onları tespit edip, bulundukları ortamlarda ses verin, onlarla etkileşime geçip kazanmayı deneyin.

Rakamların Büyüsüne Kapılmayın

Sayılar, sektörün kanayan yarası haline geldi. İstatistik, sayılarla yalan söyleme sanatıdır. Takipçi, beğeni, paylaşım, vs. sayısı yüksek olmak, sadık kitle anlamına gelmeyebilir. Yaklaşık 3 milyon takipçisi olan birisinin TV’de izlenme oranı %50 ve üzeri olur diye düşünüyoruz fakat yaptığı ankette %2 gibi bir sonuç elde etti.

Yeni notlar aldıkça paylaşmaya çalışacağım. Sizlerin de katkısını beklerim.

Takipçi Satın Almanın (Dez)Avantajları

Takipçi Satın Almanın (Dez)Avantajları

Bugün, sektörde iyi derece bilgi ve deneyime sahip bir arkadaşımın sorusu üzerine, bu yazıyı yazıyorum. Hem soruyu soran arkadaşıma, hem de onun üzerinden tüm bu ve benzeri sorulara sahip arkadaşlara cevap vermiş olacağım. Blog yazmamın amaçlarından birisini de böylece yerine getireceğim.

Soruya gelecek olursak; “Sayfa satın alıp birleştirme olayına nasıl bakıyorsun?” gibi bir ifade iletti arkadaşım. Bu soruya cevap olarak, hem avantaj, hem de dezavantajlarından bahsedeceğim. (daha&helliip;)

Hemen Dünyaya Açıl(may)ın!

Hemen Dünyaya Açıl(may)ın!

Belki de her girişimcinin hayali, girişiminin dünyaya açılması diyebiliriz. Bir ihtiyaç tespiti sonrasında, bu ihtiyacın dünyanın her yerinde ihtiyaç olduğunu sanabilirsiniz. Doğru olabilir fakat muhtemelen yanlıştır. Bu kadar karamsar bir ifade kullanma sebebim, kültür farklılıklarına bağlı olarak alışkanlıkların da farklı olmasından kaynaklanıyor. Dünyaya açılmak, kulağa güzel geldiği kadar avantaj içermiyor olabilir. Bu hayalinizi gerçekleştirmek için aceleci davranmayıp, iyi bir durum analizi ve pazar araştırması yapmanız gerekir.

İyi bir pazar araştırması sonucu, doğru hedef kitleyi bulduğunuza inandığınızda yatırım yapabilirsiniz. Eğer, çok iyi bir pazarlama bütçeniz yoksa ya da yurt dışı pazarlarda ürününüze/hizmetinize “açlık” derecesinde ihtiyaç yoksa, yapacağınız yurt dışı açılımları başarılı olması pek mümkün olmaz. Hiç olumlu sonuç elde edemezsiniz demiyorum, attığınız taş, ürküttüğünüz kuşa değmez.

Yazımın devamında, “Girişimlerimizi yerel mi yoksa global mi konumlandırmalıyız?” sorusuna cevap arayacağım. (daha&helliip;)

Girişimcinin Sınırları Olmaz!

Girişimcinin Sınırları Olmaz!

Eğer kendinizi girişimci olarak tanımlıyorsanız, kabuğunuzu kırabilmiş, sınırları aşabilmiş olmalısınız. Aksi takdirde sizi, yeni iş kurmuş birisi olarak nitelendireceğim, riski yüksek, hazır/sabit müşterisi olmayan vb. kriterlerde bir işe girişmiş dahi olsanız… Niye böyle diyorum? Çünkü girişimcilik, sadece bir iş yapma biçimi değildir, bir düşünce yapısıdır. Girişimci dediğin kişi, prosedürleri atlar, imkansızı hedefler -Bkz. İmkansız Balonunu Patlatın-, hızlı adım atar -Bkz. Girişimlerde Hızlı Karar Vermenin Önemi-, çözüm odaklı hareket eder, standartlara uymaya gayret etmez…

Yazımın devamında, “sınırlı” düşünceyle girişimcilikten ve sınırların nasıl aşılması gerektiğinden bahsedeceğim. (daha&helliip;)

Blogunuzun İsmi Ne Olsun?

Blogunuzun İsmi Ne Olsun?

İki gün resmi tatil ve iki gün de hafta sonu tatilinden sonra tekrar sizlerleyim. Daha önce belirtmiş olduğum üzere, hafta içi her gün bilgi ve deneyimlerimi sizlere aktarmaya çalışıyorum. Tatilleri de es geçmiyordum, yine bir şeyler yazıyordum. Hatta Girişimcinin Tatili Olmaz diye bir de yazı yazmıştım. Eşim ve çocuğumun rahatsızlıkları sebebiyle resmi tatilleri de planımdan çıkartmam gerektiğini fark ettim, bu kadar acımasız olmaya gerek yok, değil mi?

Geçtiğimiz günlerde bir Facebook grubunda sorulan soru ilgimi çekti, genel bir soru olarak düşündüğümden blogumda yazmaya karar verdim.

Bir blog açmaya karar verdiniz ve son aşamaya geldiniz, blogunuza isim arıyorsunuz. Blogunuzun ismi ne olmalı? Adınız ve soyadınızın birleşimi, blogunuza gerçekten anlam katacak bir isim olabilir mi? Misal olarak, şu anda bu yazıyı okuduğunuz blogun adresi, benim kendi adım ve soyadımın birleşiminden oluşuyor. Niçin böyle bir isimle blog açıp, yazılarımı burada yayımlıyorum? Aşağıdaki satırlarda, bu konudaki düşünce ve tavsiyelerimi okuyabilirsiniz. (daha&helliip;)

Toplam 4 sayfa, 4. sayfa gösteriliyor.1234